Makaleler


BİLGİ HOLOGRAFİK ALGIDIR


Alışılageldik tanımıyla algı ve bilgi klasik bir feedback olayıdır. Bir uyaran organizmaya ulaştığında ilk tepki (edinim) duyudur. Uyaranı alma, kabul etme, bir başka dendikte, duyuyu alma, hemen ardından merak eylemini getirir. Dolayısıyla duyu bilişsel sürecin ilk fiziksel zeminidir. Gerçekte tüm bilişsel/duygusal süreçler; korteksin snapslar arası ilişkisine ve hormonsal etkimeye bağlı olduğundan temelde zaten fizikseldirler.

 

Duyuyu izleyen süreç, gelen ve henüz ne olduğu anlaşılmayan uyaranı tanımlama sürecidir. Yalnızca fiziksel veri olan duyu artık bilişsel sürecin ele alacağı yapılanmaya girmiştir ki bu aşamaya duyum diyoruz. Hemen ardından, kesintisiz oluşan tanıma, ne olduğuna karar verme aşaması ise anlamlandırmadır. Kararın verildiği an ise duyum bitmiş algı ( bilişsel süreç ) başlamıştır. Bu oluşum aynı zamanda öğrenme eylemidir.

 

Bilişim dizgemiz bu saydığımız ardışık eylemleri saliselerle ölçülecek hızda gerçekleştirir ve öğrenme eylemiyle alınan algıları organize eder. İşte öğrenme bu organize etme, algıları sınıflandırma olayıdır. Bunların sonucu bilgi oluşur.             

 

Türk Dil Kurumu sözlüğü bilişim terimini şöyle açıklıyor: İnsanoğlunun teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin özellikle elektronik makineler aracılığıyla düzenli ve akla uygun bir biçimde işlenmesi bilimi, enformatik.

Hızlı Okuma ve Bilişsel Sağlık başlıklı yazımızda ise şöyle bir tanım getiriyoruz: Bilişim insanın tüm zihinsel etkinliklerini kucaklayan bir terimdir. Algı, bilgi, bilgiyi işleme, yorumlama, çıkarım ya da uslamlama, ardışık düşünme, öğrenme, öğrenileni yaşama geçirme, bellek vb zihinsel işlevlerdir.

Bu bağlamda yaşam doğrudan bilişsel bir süreçtir ve insanı hayvandan ayıran tek özelliktir. Sonsuz bir öğrenme sürecidir. İnsanın uykuda bile bilişsel süreci kesintiye uğratmadığı gerçeği göz önüne alındığında yaşamın baştan sona zihinsel, bilişsel olgu olduğu kesinleşir. Hayvan yalnızca fiziksel gereksinim için yaşarken insan bilişsel yaşamını sürdürmek için fiziksel gereksinim duyar. Hayvan doğanın yalnızca bir parçası iken ve soyu tükenen türler bir biçimde dengelenirken insan doğrudan doğanın kendisidir.

 

Evren nedir? Büyük sayıda erişkin insanın anlayamadığı bir sonsuzluk mu? Hep vardı ve hep var mı olacaktır? Hep var idiyse varlığın karşıt savı yokluk nasıl bir dialektik oluşumdur ve neden türemiştir? Evren ya da varlıktan biri ötekinin türevi midir yoksa özdeş midirler? Bu sorular, felsefenin, yanıtı binyıllardır aranan konularıdır. Ama bir gerçek vardır: Bilgi yaşamın türevi değil, yaşamın kendisidir. Yaşam bilişimdir. Hayvan ne yaparsa yapsın bilgi sürecinin dışında iken insan ne yaparsa yapsın bilgi sürecinin dışında olamaz. Yaşamak; öğrenmek, bilmek, bilgiyi işlemek, bilgilenip yeniden bilgi üretmek demektir. İnsan öğrenme-bilme eylemi olmadan var olamaz. Bundan dolayı da bildiğimiz evrende gelişen tek canlıdır.

 

Bilgi varlığın kendisi değil izlenimidir. Varlık insandan bağımsız olarak vardı ve vardır. Ama bilgi insan olmanın, yaşamanın (maddi olarak var olmanın değil) zorunlu koşuludur. İnsandan bağımsız olarak var olan varlık, genel olarak bakıldığında holistik yapıda olduğu izlenimi vermektedir. Şeyler birbirleriyle ilintilidir ve kaosun bile evrensel çerçevesi vardır. En azından insan türü, göreli de olsa bir kosmosta yaşamaktadır. Bu kosmostaki farklı varlık biçimleri hem var oluşlarının bilgilerini hem de tüm evrenin bilgisini de içermektedir. Bundan dolayı evrenin holografik yapıda olduğu bilgisine ulaşılabilmektedir. Çünkü evrenin herhangi bir yerindeki küçük bir varlık birimi tüm evrensel varlık hakkında izlenim vermektedir ve zaten bilgi de bir izlenimdir. İnsanın varlıkla bilişsel ilişkisi bu bilgiyi, bu izlenimi edinmekle başlamaktadır. Edinilen her bilgi özdeş zamanda tüm bilgilerin bir açkısıdır. Bilgi ya bir varlığın ya da bir oluşumun bilgisidir ve o varlık ya da oluşumla ilgili başka farklı bilgiler de vardır. Bilgiler arasındaki ortak payda varlığın kendisidir. Bu da evrenin holografik yapısının kanıtıdır ama evrenin kendisi bir hologram değil gerçekliktir. Yalnızca bilgi bir hologramdır, korteks ortamında oluşan sanal bir varlıktır, izlenimdir.

 

Bilgi bir hologram olunca bilginin edinilmesi için uygulanan yöntem de holografik olur. Örneğin algıladığımız bir bilgi hologramı ancak holografik olarak algılanır.  Korteks yeni algıyı işleme alır, çağrıştıran yönlerini araştırır, işler, kendi bellek yapısı ile ilişkilendirir. İşte bu işlem sağ-sol, alt-üst, iler-geri, iç-dış, çaprazlar, ara enboylar (koordinatlar) ve devinim-zaman çok boyutluluğu içinde işler. Böyle yapmak zorundadır çünkü evrenin kendisi gerçekliktir ama bilgisi holografiktir.

 

Mehmet Şahan

 



Geri
ANASAYFA | ÖLÇME DEĞERLENDİRME | YÖNTEM VE PROGRAM | MAKALELER | HAKKIMIZDA | İLETİŞİM

Copyright © 2008 Hızlı Okuma Merkezi - Tüm hakkı saklıdır. Site içerisinde yer alan yazınsal ve görsel hiçbir içerik izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Hızlı Okuma Merkezi
Tel : 0505 41 0 41 51

e-mail: hizliokumamerkezi@gmail.com | ileti@hizli-okuma.com

Tasarım : Aykut Önen

Toplam Ziyaretçi Sayısı