Makaleler


HIZLI OKUMA ve BİLİŞSEL SAĞLIK


 

İnsanlığın kültür üretebilmesinden bu yana değişik dönemler değişik kültür iklimleri oluşturmuşlardır. İsa’dan çok çok önce, ortak yaşamlı ilkel toplumlarda, henüz toprağa yerleşme ve tarımsal üretim yok iken bile çok tanrılı inanç dizgeleri gelişmiş ve kültür üretilebilmiştir.
Tarihsel dönemler üretim ilişkiler alt yapısına koşut olarak gelişen kültür yapılarıyla da adlandırılırlar. Bir başka biçimde dendikte dönemlere ad veren etmenler insanın maddi, ekonomik ve kültür üretimleridir.  Bu dönemler birlikte var oldukları kültür iklimlerine koşut terimler geliştirir ya da var olan terimlere yeni anlamlar yüklerler. Eski bir terimin  önceki anlam yükü ile yeni dönemdeki anlam yükü olası farklıdır. Bunun yanında yeni bilgi alanları yeni terimler üretirler ve bu bağlamda bilişim terimi yenidir ve Türkçede iki ayrı anlam yükü vardır: İlki insanın tüm zihinsel etkinlikleri anlamındadır. Algı, yorumlama, çıkarım ya da uslamlama, ardışık düşünme, öğrenme, bilgiyi işleme, öğrenileni yaşama geçirme, bellek vb zihinsel işlevlerdir (Cognition). İkincisi ise TDK’ na göre teknik, ekonomik ve toplumsal alanlarda; bilimin dayanağı olan bilginin akılcı biçimde işlenmesi bilimi (İnformatik). Biz bilişim terimini burada ilk anlamda kullanıyoruz.

Bilişsel Sağlık


Bilişsel sağlık ise insanın bilişsel dizgesinin düzgün işlemesidir. Bunun açılımı bireyin bireyin düşünce dizgesinin nesnel çalışması, okuma ve öğrenme güçlüğünün olmaması, sağlam bir ardışık düşünme dizgesinin ve aykırı olmayan değer yargılarının olmasıdır. Bu açıdan insanlığa bakıldıkta bilişsel sağlığın genelde iyi olduğu önyargımızla karşılaşıyoruz. Ancak Dünya Sağlık Örgütü’nün ( WHO ) raporları pek de iç açıcı görünmüyor. Tüm hastalıklar içinde akıl ve ruh hastalıkları  (bir başka deyişle bilişsel sağlık bozukluğu) oranı % 20’ye çıkmış durumda. Bu orana anormal damgası yeme korkusuyla bir sağlık kuruluşuna başvurmayan ya da aile içinde gölgelenen durumlar da katılırsa çok daha sakıncalı durumlar çıkar. Örneğin tüm acil servis başvurularının içinde bilişsel ve ruhsal sorunlu olanlar % 5’ten % 11’e çıkmış durumdadır. Çoğu kez çevremizde davranışları ya da yargıları ters gelenlerle karşılaştığımızda üzerinde durmayız ama gerçekte ciddi bir bilişsel sorunsal vardır. Yalnızca hızlı okuma değil öteki bilişsel işlevlerimiz için de sağlıklı bir bilişim dizgesine sahip olmamız zorunludur.
Bilişsel sağlık insanın kendini yargılaması ve kendine bir değer biçmesiyle başlar. Bilişsel sağlığı yerinde olmayan kişinin en genel sorunlarından biri bireyin kendini ya çok ciddiye alması ya da tam tersi kendini küçük, değersiz, işlevsiz görmesidir. Her ikisi de benmerkezci tutumdur ve anomalidir. Toplumların her kesiminde görülen bu sapaklık bilişsel yaşamı, okumayı, öğrenmeyi ciddi biçimde engeller. Bu türden insanlarda farkındalık düzeneği nesnel işlememekte, nasıl algılanıp nasıl değerlendirilecekleri konusunun hiç farkında olmadan kendi yanlı pencerelerinden baktıkları dünyada aykırı bir yaşam sürdürmektedirler. Çevremize dikkatli baktığımızda bu türden, tüm evreni yalnızca kendi penceresinden gören ve duygudaşlık yapamayan hayli insan olduğunu görebiliriz. Dünyaları iki boyutludur. Merkezdeki “ben” ve dışlarındaki “ötekiler”. İlkinde merkezdeki “ben” en önemlidir , kural koyucudurlar ve ötekiler onun kırmızıçizgilerine uymalıdırlar. Genelde çalışmazlar, çok uyurlar, çalışsalarda da verimli olmazlar. İkincisinde yine “ben” merkezdedir ama değersizdir ve sıfırlanmıştır, ötekiler için bir işlevi yoktur, yaşanmaya değmez. Düşüklük duyguları tüm bilişsel üretkenliği engeller; edilgin yaşayıp, alt düzeyde, genelde geçici işlerde çalışırlar. Sapak ve benmerkezci her iki kesimin de bilişsel sağlıkları bozuktur. Okuma ve öğrenme isteksizlikleri vardır. Değişime, eğitime razı olmazlar. Bilişsel dünyaları 300-500 sözcükle sınırlıdır. İyi birer TV dizi, çigi film, futbol maçı ve prime time reklam kuşağı izleyicisidirler ve bu bilişsel sendrom yaratımın, üretimin en büyük engelidir.
Her fiziksel sağlığı olmayanın bilişsel sağlığı da olmaz denmez ama bilişsel sağlıkla fiziksel sağlık iç içe olgulardır. Benmerkezci olmadan kendini, hoş görülebilir sınırda ciddiye alan, ne ve nerede olduğunun, olması gerektiğinin bilincinde olan insan hem fiziksel hem bilişsel sağlığını kollayarak nitelikli bir yaşamı olan kişidir. Yaşam nitellerinin maddi gelirle organik zorunlu ilişkisi yoktur. Daha çok intellektüel bir süreçtir. Niteliksiz bir yaşamı olduğu halde nitelikli yaşadığını sanan hayli insan vardır, alt ekin düzeyindedirler ve hiçbir ekinsel üretimleri, toplumsal katkıları yoktur.

Nitelikli Yaşam

Şimdi bu bağlamda bakıldıkta nitelikli bir yaşamımız var mı? Toplumun ilerlemesi yönünde ekinsel ya da ahlaksal bir katkımız oluyor mu? Eğer evet yanıtını verebiliyorsak üretken bir bilişsel yaşamımız vardır ve yaşama olan borcumuzu ödemekteyizdir. Tümümüzün yaşama borcu vardır çünkü yaşam ölümden ödünç alınmış süreçtir. Hem bilişsel hem fiziksel açıdan sağlıklı olmak, üretken olmaktır ki bu maddi yeterlilik getirir. İntiharların yoksul ülkelerdeki yaygınlığı bu bakımdan rsatlantısal değildir. Örneğin dünyadaki tüm intiharların % 86’sı yoksul ülkelerdedir ve yılda yaklaşık 800.000 kişidir. Kalan %16 ise zengin ülkelerin yoksul kesimindedir. Bu durum niteliksiz ve yoksul yaşamdan ya da “böyle olmaktan”, “böyle olmaktan bıkmanın, kurtulma seçeneği üretecek bilişsel birikimden yoksun olmanın” sonucudur.
İnsanların böyle olmasını yalnızca bireysel donanımsızlığa bağlamak kuşkusuz çok haksız ve yanlıştır. Bilişsel donanımlı insanlar yetiştirmek bir devlet programıdır ve siyasal bir tercihtir. Bilişsel donanımı iyi olan insanların “öyle yetişme” şansları olduğu için, içinde bulundukları siyasal dizge buna olanak verdiği için “öyle”dirler. Buna karşın görsel medya zincirini kıran birçok yoksul ülke insanı medya zinciri ile birlikte bilişsel zinciri de kırabilmektedirler.

Düşünüyorum Öyleyse Varım

Bilişsel üretim özdeş zamanda bireyin kendi varlığını, var olduğunu  kanıtlamasıdır. Kişisel gelişimciler insanlara kendilerini, var olduklarını kanıtlamakla uğraşmamalarını çünkü zaten var olduklarını söylelerler. Böylelikle sanal bir özgüven duygusu verirler. Oysa hiçbir bilişsel üretim yapmayan birçok öğrenme özürlü insan “vardır” hastanelerde. Ya da yalnızca fiziksel olarak yaşayan, üreyen ve ölen…Eğer yaşamasaydı dünyada hiçbir şeyin değişmeyeceği bir çok insan “vardır”. Oysa gerçekten var olmak düşünmektir, bilişsel olarak var olmaktır, üretmektir, yaratmaktır.”
COGITO ERGO SUM”

Varlık insana bağımlı bir oluşum değildir. İnsan onu algılamasa da varlık vardır, hep vardı ve hep var olacaktır. İnsan da vardır ama var oluşu nesnel varlığa bağımlıdır ve temel varlığın türevidir. İnsan olmasada varlık, evren vardır. Varlık, zaman ve devinim evrenin kendisidir. Evren zaman içinde vardır ve zaman da devinimdir. Bir başka deyişle bu üçleme varlığın var oluş biçimidir. Yaşam ise canlıdan bağımsız, nesnel olarak var olan bir süreç değildir, canlının var oluş biçimidir. Canlı yaşayarak var olur, canlılığı kalkarsa canlıdan başka bir şey olur. Ölür ve ölüm trajik bir olay değildir, ödünç alınan yaşamın geri verilmesidir. Tıpkı denizlerdeki suyun buharlaşması, bulut olarak farklı cografyalara gidip yağmur olarak yere, denize dönmesi gibi. Bu bağlamda doğa bir yineleme süreci gibi görülse de su her keresinde farklıdır. Dizge özdeştir ama nesnel varlık farklıdır. Deniz suyu bulut olduğunda yine su temellidir ama deniz suyundan farklı bir şeydir.
Bilişen İnsan da sonuçta insandır ama yalnızca bir insan değil, biyolojik insandan çok farklı bir varlıktır. Bu varlık hayal kurar, gelecekle ilgili planlı tasarımlar yapar. Bu hayal ve tasarımlar gelecekteki yeni buluş ya da oluşumların temelidir.  Uzak gelecekte ulaşmayı tasarladığımız amaçlar bu günden yaşam biçimimize, bilişim dizgemize yön verir.

Hızlı Okuma

Yukarıda özetlediğimiz bilişim yaşamımız, bilişsel sağlığımız yine önemli bir bilişim olayı olan hızlı okumayı doğrudan etkiler. Hızlı okuma bir bilişim süreci oldukça etkin anlama getirir, başarı getirir. Süreci kesinlikle bir bilişim olayı olarak görmeliyiz. Hızlı okumaya çalışırken etkin bir bilişsel yaşam düzeni de tutturmalıyız. Bilişim varlığın kendisi ise hızlı okuma onun türevi olan yaşamdır, canlılıktır. Bilgi birikimimizi artırdıkça daha hızlı ve daha bilinçli okuyacağız ve sonunda ulaşacağımız kazanımlarla daha varsıl bir bilişsel yaşama kavuşacağız.
İnsan olmanın ölçüsü, öğrenmek, bilmek, bilişmektir.

Mehmet Şahan



Geri
ANASAYFA | ÖLÇME DEĞERLENDİRME | YÖNTEM VE PROGRAM | MAKALELER | HAKKIMIZDA | İLETİŞİM

Copyright © 2008 Hızlı Okuma Merkezi - Tüm hakkı saklıdır. Site içerisinde yer alan yazınsal ve görsel hiçbir içerik izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Hızlı Okuma Merkezi
Tel : 0505 41 0 41 51

e-mail: hizliokumamerkezi@gmail.com | ileti@hizli-okuma.com

Tasarım : Aykut Önen

Toplam Ziyaretçi Sayısı