Makaleler


HIZLI OKUMANIN BAŞAT ENGELLERİ


Hızlı okuma engelleri denince genelde aşağıdaki sorunlar sayılır:

1- Dıştan ya da içten  sesli okumalar.
2- etkin görme alanın dar oluşu ve sözcükleri teker teker okuma
3- Göz devinim  ve sıçramalarının  hantal ve ritimsiz oluşu.
4- Okurken sözcükleri  başla, parmakla  ya da kalemle izleme.
5- Anlamama  nedeniyle yapılan  duraklamalar geriye dönüşler.
6- Sözcük dağarcığının  yetersiz oluşu.
7- Soluk almadaki düzensizlik  ve her sözcükte  soluk tutma.
8- Ortamın  ve oturuş biçiminin  ergonomik olmayışı.
9- Güdülenme eksikliği.

Yukarıdaki savları  açıklamadan önce başat bir engelden söz etmek gerek:
İnsanları,  okuyan - okumayan,  sözel bilgiyle  yetinen - yetinmeyen, gündelik bilgi insanı olan - olmayan diye pek de yapay olmayan kümelere ayırabiliriz. Gerçekten tüm dünya üzerinde okuyan kesime göre ezici çoğunlukta okumayan büyük bir kitle vardır. Sözel bilgiyle yetinen gündelik bilgicilerdir bu kesim. Hemen hiç okumazlar. Yukarıda, okumanın bir dinlence aracı olmadığını anlatan yazıda da olduğu gibi temel özellikleri günlük yalın yaşamı yürütme düzeyindedir. Burada saptanan küme olanaksızlıktan okuyamayanlar değil okumamayı ilke edinmiş, bilerek okumayan alt kültür insanıdır. Bunun karşıtı ise okuyan, sözel bilgiyle yetinmeyip yazılı kaynaklarla bilgiyi dizgeleştiren, pekiştiren bilinçli bilgililik tutumundaki insandır. Bu aydın insanlar yaşamı üreten, yeniden üreten ya da geri dönüşümlü tüketen kesimdir. Her geri dönüşümlü tüketim verimli bir üretimin nedenidir. Yaşanılan zaman, üreterek tükettikleri önceki zamanın sonucudur. Okumayan, sözel insan ise bilgi alt yapı üretimindeki işçi karıncalardır. Nitelikli üretimden uzak dururlar, istenç kullanamazlar ve işitsel – görsel  yapılı oldukları çizgi film, diziler, başkalarının özel yaşamlarını gösteren programların iyi birer izleyicisidirler. Yaşam, bilgiyi üretemezler ya da geri dönüşümsüz tüketirler. Vasıfsız işçidirler ama dünya nüfusunun  büyük çoğunluğudurlar. Demografik üçgenin tepesi bilgi üreten kesim ise orta ve taban bu işçi karıncalardır. İşte bu olgu hızlı okumada başat engeldir İnsan beynini düşünelim. Herhangi bir bilişsel eylem başladığında her bir sinir ucu aynı anda sekiz farklı sinir ucuyla iletişime geçer. Hemen ardından İletişim kurulan sekiz farklı sinir ucundan herbiri yine farklı ve yeni sekiz sinir ucuyla iletişime geçer. Böylece katlanarak çoğalan milyarlarca işlem çevrim içi olur. Bir başka deyişle beynin işlevi her bölgenin farklı bir işlevi olsa da, holografik bir dizgedir ve her bilişsel eylemde tüm beyin etkin durumdadır. Okuma da, hızlı okuma da bu çerçeve içinde  ele alınmalıdır. Eğer bir insan zihnini etkin biçimde kullanabiliyorsa hızlı okuma onun için sorun olmayacaktır. Gerçekte tüm bedenimiz holografik bir dizge içindedir. Örneğin parmağımıza bir şey battığında acıyı duyan parmak ucu değil beyindir. Ya da okuma olayında okuyan göz değil yine beyindir. Göz yalnızca  bir araçtır. Bu bakımdan hızlı okumada bir takım engellerin ortadan kaldırılması, bloklama tekniklerinin öğrenilmesi hızlı okumada yalnızca birer araçtır. Bu bilişsel bir olaydır ve birey tüm zihinsel, bilişsel dizgeyle bu eyleme katılmaktadır. Bir başka deyişle hızlı okuma yalnızca teknik bir sorun değil ondan daha önce ve daha da önemlisi bilişsel bir olaydır.
Hızlı okumayı yalnızca ders çalışmak, sınava hazırlanmak, rol ezberlemek, birikmiş raporları okumak amacıyla öğrenmeyi istemek eksik bir güdülenmedir. Kuşkusuz bu sayılanlar yaşamımızda yapmak zorunda olduğumuz gerekimlerdir ve hızlı okuma için geçerli nedenlerdir. Ama bunlar kılgısal etmenlerdir. Eğer gerçekten hızlı okumayı istiyorsak içinde bulunduğumuz ekinsel süreci sorgulamalı eşgüdüm sağlandıktan sonra eyleme geçmeliyiz. Hızlı okuma önce zihinsel bir süreçtir.

1- Üç türlü okuma vardır:
1.1- Dıştan sesli okuma (konuşma).
1.2- içten sesli okuma.
1.3- Tam (içten) sessiz okuma. (Göz okuması)


DIŞTAN SESLİ OKUMA:

Bildiğimiz sesli, “gırtlak-dil-dudak“ okumasıdır. Yavaş okuma biçimi budur. Her sözcükte bir duruş yapılır, soluk tutulur, ayrı ve tek okunarak seslendirilir. Bu işlem - yaklaşık bir saniye sürer. Bu durumda okuma hızı 60 sözcük / dakikadır.


İÇTEN SESLİ OKUMA:

Dıştan sessiz ama içten sesli, gırtlaktan okumadır. Dışarıya ses verilmez ama gırtlak dıştan sesli okuma gibi devingendir. Sözcükler tek tek, soluk tutularak, her sözcük gırtlaktan seslendirilerek okunur. Böyle bir okuma sırasında parmak gırtlak üzerine bastırıldığında devinme çok net biçimde duyumsanır. Dıştan sesli okumadan biraz daha hızlıdır ama sonuç olarak yavaş okumadır.

TAM SESSİZ OKUMA  ( İÇTEN GÖZ OKUMASI ):

Hiçbir biçimde seslendirilmeyen, gözle duyumsanıp doğrudan beyinle algılanan okuma biçimidir. Sesli okumada {göz-gırtlak-dil- dudak-beyin} olmak üzere beş aşamalı süreç, göz okumasıyla göz ve beyinden oluşan iki aşamaya düşünce okuma daha ilk aşamada %60 hızlanmaktadır.

2- Hızlı okumayı engelleyen bir başka önemli etmen sözcükleri tek tek okumadır. Bu durum içten ya da dıştan sesli okumanın zorunlu sonucudur. Çünkü seslendirme tek sözcük olarak yapılır. İki ya da daha fazla sözcüğü bir kerede seslendirmek olanaksızdır. Beyin, tek olarak gördüğü her sözcük için özdeş işlem yapmaktadır. Görme duyumu, beyin yönündeki işlem geri besleme ile yaklaşık bir saniye aldığından buçok uzun bir zamandır ve okuma hızını düşüren önemli engellerden biridir. Bunun nedeni insanın net görme alanının çok dar olmasıdır. Yaklaşık 1,5 mm2. Bu nokta bakıştır ve yalnızca bu alanınet görebiliriz. Bunun sonucu da bir bakışta yalnızca kısa sözcükleri net yadanete yakın görmemizdir. Örneğin karşınızdaki insanın iki gözünün tam ortasına bakınız. Gördüğünüz net nokta iki gözün arası, burnun üst tarafıdır. Ama siz karşınızdaki insanın iki gözünü de gördüğünüzü düşünüyorsunuz. Gerçekte görmüyor fark ediyorsunuz.

3- Bir başka hızlı okuma engeli de anlaşılmadığı kaygısıyla sık sık yapılan duraklama ve geriye dönüşlerdir. Bir metni ikinci kez okumak bile sık yapılan geri dönüş ve yinelemelerden çok daha az zaman yitimine neden olur. Geri dönüş ve yinelemeler gerçekte, anlamaya yaramaktan çok anlaşılanlar hakkında da kuşku uyandırır. Ayrıca metnin geri kalanının okunmasını da yavaşlatır. Hiçbir bilimsel yazının tamamı bir kez okumakla %100 anlaşılmaz. Çok iyi anlaşıldığı söylense bile ikinci okumada, ilk okumada duyumsanmayan ayrıntılar görülecektir. Herhangi bilimsel bir metin hiç duraklamadan ve geri dönüş yapılmadan hızlı okunduğunda içinde anlamı bilinmeyen birçok sözcük olsa bile büyük ölçüde anlaşılacaktır. Bundan böyle bir kez daha okuma pahasına da olsa dönüşler yapmayın.

Mehmet  Şahan


Geri
ANASAYFA | ÖLÇME DEĞERLENDİRME | YÖNTEM VE PROGRAM | MAKALELER | HAKKIMIZDA | İLETİŞİM

Copyright © 2008 Hızlı Okuma Merkezi - Tüm hakkı saklıdır. Site içerisinde yer alan yazınsal ve görsel hiçbir içerik izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Hızlı Okuma Merkezi
Tel : 0505 41 0 41 51

e-mail: hizliokumamerkezi@gmail.com | ileti@hizli-okuma.com

Tasarım : Aykut Önen

Toplam Ziyaretçi Sayısı